15 Ağustos 2012 Çarşamba

Kahvaltının Lida İçin Önemi

Sabah kalktığımda kahve ve havuç salatasından oluşan “muhteşem” kahvaltımı hazırlamak için mutfağa yöneldim. Bu Lida kullanmadığım dönem için mükemmel bir seçimdi. Hiçbir şey yememeye razıydım ancak yemem gerektiğini bildiğim için (en azından daha önce sabah kahvaltıyı atlayarak kilo veremediğimi görmüştüm) zorla da olsa o limonlu, ekşi salatayı midem yanarak yedim ve üzerine şekersiz, zehir gibi kahveyi içip, annemin öğle yemeğim için hazırladığı sebze haşlamasını yanıma alıp okulun yolunu tuttum. Üzügünüm ama Orjinal Lida‘ yı çok geç farketmişim. Öğle yemeğinde evden getirdiğim zevksiz, kuru kuru sebze haşlamamı, akşam yemeğinde de azıcık ve tuhaf baharatlarla sözde tatlandırılmış ızgara tavuğumu yiyordum. Lida zayıflama kapsülü kullandığımdan bu yana bunları hiç düşünmüyorum. İlk birkaç gün çok hırslı bir şekilde yapsam da diyetin bana çok hitap etmediğini anlamıştım. Bu diyet bana kendi yaptığım diyetlerden bile kötü gelmişti. Sadece listeye odaklanmış, listede bulunan tuhaf yiyecekleri yiyor, bu yiyecekleri anaokulu çocukları gibi, beslenme çantası şeklinde yanımda taşıyor ve listede olmayan yüzlerce yiyecekten mahrum kalıyordum. O yüzde bir arayış içine girmiştim ve Lida’yı farkettim. Çok geçmeden diyeti buzdolabının üzerinden alıp, top haline getirip, odamdaki çöp kutusuna attım. O liste çöp kutusuna girdiğinde büyük bir sevinç duymuştum. Artık hayatımda Lida vardı. Diyet listesinin kan tablosu, sağlık durumu, cinsiyet, boy, kilo, aktivite faktörü, beslenme alışkanlıkları gibi daha pek çok parametreye bağlı olarak oluşturulduğunu üniversitede öğrenmiştim. Meğerse bunlardan hariç olmak üzere lida kapsülüne de bağlıymış. Peki, benim o gazeteden aldığım ve çaresiz bir şekilde uygulamaya çalıştığım diyet kimin için yazılmıştı? Bir Lida kullanan olmadığı için kesin.

0 yorum:

Yorum Gönder